13 Mart 2010 Cumartesi

GÖZÜMÜN TEK YAŞI..

Dudakların git dedi
Gözlerin kal
Elin elimi kavradı , başım omzuna düştü
Damlalarım sana doğru aktı
Ayrılık dedik
Son dedik ama sonun sonsuzluğu değil
Sonsuzluğun başlangıcı dedik
Umut tohumu atıp yeşerttik kalbimizde
Sadece ikimizin olan..
Arkamızı döndük ama
Gözler kaldı arkada
ayıramadık uzak tutamadık birbirimizden..
Başımı kaldırdım avuçlarına döktüm damlalarımı..
Son yaşlarım da dindi
ufak bir öpücük kondurdum dudağına
son kez baktım gözlerine
döndüm arkamı..
Birden ikimizde kendi hayatlarımızı gördük
merdivenlerin başındaki ışıkta..
bizi çağıran kendine ..bıraktık kendimizi ışığa zor olsa da
gözümüzdeki en son damlayla..

15.02.2010

AŞK..




Korkmadan söyleyebilmek midir
Hislerini gerçeklik yoksa üzmemek için
susmak mıdır doğruluk
İstemek
Amaçsızca istemek midir hayat
Sızlanmak mıdır aşk yoksa
Yaşamak mıdır doya doya
Sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın seni sevmesi şartmıdır
demiş ya NAZIM ...
Karşılık mıdır sevgi
Yoksa nedensiz arzulamak mıdır yari
Zorlanmak mıdır aşk
Yoksa oluru mudur insanın
Aşk sana zorla sahip olan
Kaçamadığın belalın mıdır yoksa ?


10.02.2010

RUH

Ruhumu kaybettim ben en karanlığında sokakların
Bana sormadan iz bırakmadan gitti
aradım
bulamadım
kaybettim..
Herkes gibi yalan söyledi ruhum bana
Gitmem dedi sen istemeden
Gitti..
Gitme diyemedim kalakaldım
bedenimden sıyrıldı gitti
acısını hissettim sadece
Lal oldu dudaklarım
Kör oldu gözlerim
Ne yapsam ne etsem sevdiremedim ruhuma kendimi
Ne kal diyebildim
Ne git diyebildim
Sadece ağladım içime akıtarak
Saklayarak bile gözyaşlarımı
Sonunu bilmeden uzattım ellerimi ona
uzattım
ama tutmadı
belki de hiç tutmak istemedi..

15.02.2010

SEVGİLİM..




Karanlık
Zifiri karanlık
Korkuyor muyum?
bu sefer hayır..
Çünkü sen varsın..
Sıcaklığın
nefesin
kokun
Elimi uzattım tutar mısın?
sımsıkı
üşümüyorum artık
sen varsın
kendimi ateşine
bıraktığım sevgili

07.02.2010

OYUN..

Dünyanın tüm oyunlarının içinde biz seninle iki çaylaktık
Avucumuzun içinde sanıyorduk hayatı sevdalığı
Hoyratça harcadık tüm sevişmelerimizi bilmeden..
İki acemiydik biz seninle
Sorgusuz , sualsiz..
Yangın yeri olurdu gözlerimiz birbirimizin boşluğunda.
Söndüremezdik..
Çabalar başaramazdık..
Kül olurduk , harcanırdık..
Oyun oynuyoruz zannederdik hayatla
Ama bilmezdik ki
Esasında
biz birer oyuncaktık bir kenarda kırık dökük….


03.03.2010

KİMDİN SEN ?

Sendin değil mi?
Camımı tıklayıp kaçan , gece vakti karanlıkta kaybolan…
Sendin değil mi?
Uykumda beni öpüp , kulağıma fısıldayan, nefesini hissettiğim
Sendin değil mi?
Ellerimi sıkıca kavrayan ve bir daha bırakmayacakmışcasına kendine çeken.
Peki şimdi sen değil misin?
Giden ve bir daha dönmeyecek olan…

26.02.2010

SEN , BEN ....BİZ....




Gökyüzünde tek bir yıldız olsam , parlasam sana göz kırpsam ,
Yüzünü aydınlatsam ışığın olsam ..
Güneşin olsam , sarsam seni sarmalasam sıcacık ,
Dudağında tebessüm olsam..
Rüzgarın olsam , saçlarını savursam ,
Kokunu içime çeksem doyamasam sana..
Denizin olsam , dalgaların şiddetiyle korusam seni ,
Kimse alamasa seni benden..
Sen olsam ben ; sen ve ben biz olsak artık…

24.02.2010

ACEMİ AŞKIMIZ

Acemi iki aşıktık biz seninle , rüzgarda savrulduk ,
Savurduk birbirimizi..
Çok sevdik belki de hiç sevmedik..
Kal dedik kalamadık..
Git dedik gidemedik .
Dön dedik dönemedik..
Tenimizde kaybettik nefesimizde bulduk birbirimizi
Ellerimiz birleştiği anda
Kıyametler koptu bedenimizde..
Korktuk ikimiz de bu çılgınlıktan..
Kaçtık..
Ne sensiz diyebildik
Ne beraber diyebildik..
Gömdük aşkımızı , unuttuk yerini,,
Gittik birbirimizden ; ama kaldık birbirimizde..


20.02.2010

SUS

Denizin soğuk sularında yüzer gibi sevdaya tutulmak ;
Sevdanın ;
İçini ürperten korkutan karanlık hali,
Titreten vücudunun her bir noktasını..
Derin maviliğinde yüzerken büyüsünde kayboluşu
Ah o gözlerinin..
Sessizliğinde çığlık çığlığa haykırışı kalbinin..
Sağır olmuş kulaklarına duyurma çabası haykırışlarını
Umursamazcasına…
Gözlerini kapamış ufka doğru kaldırmış sevda başını ,
Üşüyen bedenini güneşe sarmış ..
Mühürlenmiş dudakları
İçinde büyük kavgalar ediyor..
Parçalıyor bedenini
Kanatıyor kabuk bağlamış yaralarını..
Susmuyor çığlık çığlığa..
Yalnızca kendi duyduğu sesinden kaçıyor..
Boşlukta çınlıyor her inleyişi her atışı kalbinin..
Nefes nefese ..
Elini kalbine götürüyor ve tek bir şey söylüyor..
Sus…!

15.02.2010

3 Şubat 2010 Çarşamba

ÇAY , SİMİT ve İSTANBUL




Bir pazar sabah kalktınız canınız hiç kahvaltı hazırlamak istemiyor..Yatağa geri mi dönsem acaba düşünürken birden bir ses işitiyorsunuz dışardan..açıp pencereyi iyice dinliyorsunuz 'simitçiiii' diyen o ses birden aklınıza çayı getiriyor..Güneş bir yandan parlıyor sokak sizi çağırıyor resmen..Hızlıca giyinip kendinizi atıyorsunuz sokağa..istikamet Çınaraltı..Çengelköyün muhteşem fırınından 2 simit alıyorsunuz..deniz kenarında bir masa sandalye buluyorsunuz ve ' garson bir ince belli bardakta çay diyorsunuz'..çay , simit ve İstanbul...boğazda oturup bunun tadını bilmeyen yoktur heralde..burnunuza gelen deniz kokusu simitin susam kokusuyla ve sıcaklığıyla birleşir hava ne kadar soğuk olsa da o içilen çayın verdiği sıcaklık hiçbirşeye değişilmez benim için ..hele birde martıları izlemek dünyanın hiçbir yerinde bulamayacağınız bir durum hissiyattır.. herhangi bir memleketin en büyük şehrinde yenecek en pahalı yemeğe İstanbul manzaralı simit ve çayı herzaman tercih edeceğimi çok iyi biliyorum..kesinlikle denememiş olanlara tavsiyemdir..


GÖKYÜZÜNDEKİ MELEĞE

açtım ellerimi gökyüzüne doğru
yağan yağmurun avuçlarıma vuruşunu gördüm
her damlada mutluluğu hissettim
her damlada huzuru..
başımı kaldırdım gökyüzüne doğru
yağan yağmurun yüzüme vurmasını hissettim..
her damlada senin nefesini
her damlada seni gördüm..
düşümde gördüm ben bunları
düşümde gördüm hep ben seni gittiğinden beri
bir mum yaktım ışığında gördüm seni
camdan içeri bakan serçenin küçücük kanadında gördüm seni
okuduğum bi hikayenin kahramanında gördüm seni
yastığımın oyasında gördüm seni
yürüdüğüm sokakta oyun oynayan çocuklarda gördüm seni
denizin üstünde uçan martının gözünde gördüm seni..
her yağmur yağdığında gördüm seni
her yağmurda dışarı attım kendimi
her damlasında hep seni düşündüm seni hissettim
sen bana gökyüzünden bakarken
ben heryerde seni gördüm..




06.12.2002

GÖZLERİN DÜŞÜ..



Biliyorum ben yine yanlış gözlere bakıyorum..
Biliyorum ben yine yanlış gözlere yanıyorum..
Nedendir bilmiyorum
Hep bir çift göz beni bu hale getiriyor..
Serin sularda yüzüyorum 'yüzme bilmeden'
amaçsızca kulaç atıyorum sonsuzluğa
gözüm kapalı
dudağım lal olmuş..
uzakta bir gölge görüyorum
yakalamaya çalışıyorum 'boşa çaba'
uzakta sesini duyuyorum
kulaklarım sağır oluyor 'korkuyorum'
koşuyorum gözlerin gözlerimin önünde
soluk soluğa kalana kadar 'ama yoksun'
adını sayıklıyorum
özlemim dudaklarımda..
hep gidişin geliyor aklıma
ateş oluyor gözlerin
yanıyor kül oluyor..
hayal etmeye çalışıyorum 'son kez'
gözlerindeki son ışıkla
hatırlamaya çalışıyorum 'seni'
hatırlayamıyorum..
gözlerim kör olmuş göremiyorum..
dudaklarım kuruyor
adını sayıklamaktan...
bir yaprak gibi titriyorum 'yokluğunda'
ellerim üşüyor
avuçlarım kanıyor artık 'sıkmaktan'
bir çift göz uğruna
kendimi kaybediyorum sonsuzlukta..
yoruldum artık aramaktan 'bulamamaktan'
bir gün güneş doğuyor
yüzümde bir parıldamayla
açılıyor gözlerim
dudaklarım ıslanıyor nefesinle
sen geliyorsun 'yeniden'
gözlerinde yepyeni bir ateşle
bana geliyorsun..
tutuyorsun ellerimi 'ısıtıyorsun'
gözlerine bakıyorum 'geldinmi?'
ışıldıyorsun ellerim avuçlarında
ama bir anda bir karanlık oluyor yeniden
sen kabuslarımın içinde
bir rüya oluyorsun sadece..

05.02.2010

YANILMALARIM..

Aşkın sarhoşluğu ile yürüyorum yollarda
sendeleyerek
düşe kalka..
ıslak sokakların soğuk karanlığında
arıyorum ellerinin sıcaklığını
rüyalarımdaki seni arıyorum
sevgisiyle beni büyüten..
'sen'
sarmala ruhumu bedeninle
ıslak gözlerinle bak bana
doya doya ..
deniz kıyısında oturuyorum
kapatıyorum gözlerimi gerçeliğe
dalgaların şiddetiyle uyanıyorum
kafamı kaldırıp bakıyorum
mas mavi gökyüzüne..
yağmur damlaları ıslatıyor yüzümü
'seni hissediyorum'
yanımdaymışçasına sen..
gece oluyor dalga duruyor deniz duru sakin..
sen gibi yüzün gibi ..
denizde bir yakamoz 'sen' diyor
sen diyor gör beni diyor..
kalkıyorum ayağa yürüyorum denize doğru
kucaklıyor beni deniz..'şefkatle'
üşümüyorum artık..
bakıyorum yeniden gökyüzüne
yıldızlar..
yıldızlara senin ismini veriyorum
parlaklıkları sen gibi büyülüyor beni..
seni arıyorum 'yıldızlarda'
aniden
deniz yeniden çağırıyor beni
bak bana 'o' burada diyor
gitme uzağa ..
bu sefer üşüyorum gözlerim buğulanıyor
yakamoz kayboluyor rüzgar çıkıyor..
titriyorum..
bulutlar yıldızları kapatıyor
ben deniz kıyısında oturuyorum..
deniz artık beni istemiyor..
yollara düşüyorum gene
soğuk kara taşlı yollara..
koşuyorum 'durmadan'
arkamda bir gölgşehir yanıyor gözlerimin sarhoşluğunda..
ben bakakalıyorum sen giderken
kaldığım gibi..
görmemek için kapatıyorum gözlerimi
ayak sesleri duyuyorum 'koşan'
sesler duyuyorum 'çığlıklar'
açıyorum gözlerimi sokaklar bomboş
ben gene karanlık taşlı yollarda
'tek başına'
arkamda bir gölge 'bana ait' peşimde ...
aniden
deniz kokusu geliyor burnuma 'duruyorum'
içime çekiyorum ..
sen kokuyor..
hasret kokuyor
aşk kokuyor..
ben hala aşkının sarhoşluğu ile yürüyorum yollarda.



05.02.2010